31 Ağustos 2012 Cuma

uykusuz VE uykulu

Dün gece bir türlü gelmeyen uyku, sabaha karşı gelince bütün gün uyur durursun.
Onu takip eden gece ise tekrar bir uykusuzluk seline vurulur gidersin.

Tam böyle süren iki geceden sonra madem uyuyamıyorum en iyisi bir şeyler üreteyim moduna girip,
Eve içilmek için girmiş ama kimse tarafından ilgi görmemiş sütü mayaladım.

Size kıvamını göstermek adına bir iki kaşıkladım tabi ki...

Ee yoğurt mayalamakta ne var.
10 dakika sonra tekrar uykusuz gözlerle boş boş kaldım.

O anda dondurucuda salamura yaprakları görünce bir aşkla başladım yaprak sarmaya.
Gecenin bir vakti, Akrep 3:30 da.
Yarım kilo yaprağı sarıp sarmalayıp attım buzluğa.
Acil misafirleri bekliyor yapraklarım.

Aslında oldukça ince ama biraz kalın çıkmış, Bu hatayı makina ile biz kendi aramızda halledeceğiz.
Siz merak etmeyin.


Tabi geceyi bu kadar yoğun, yorucu ve uykusuz geçirince tüm gün tembel tembel gezindim durdum.
Bir o yana yattım bir bu yana.
Olmadı biraz salon, biraz balkon, biraz en yakındaki park bankı.

Uykusuz bir gece ve uykulu bir gün geçirmenin sonucunda yemek yapmayıp akşamı yoğurtlu makarna ile doldurduk.
Neyse ki kendilerini çok severiz.
Ve uzun süre yemezsek aşkımız depreşir.
Hazır özlemişken fırsattan istifade özlemleri giderdik



29 Ağustos 2012 Çarşamba

Max Kitap ve Kitapkolik işbirliği ile...


Bugün bir çekiliş haberinden daha bahsetmek istiyorum. Bugünlerde çok pis şekilde çekilişlere saldırdım ama hepsinden boş dönüyorum. Çok şanssızım çoookkk.


Henüz Sepetim dolmadı. Ama Allahtan umut kesilmez. Biliyorum ki bir gün süper bir çekilişten süper bir kitap vurgunu yapacağım.

Ve belki o çekiliş bu çekiliştir ne dersiniz :)


http://www.maxkitap.com/  dan 3 ayrı posta toplam 11 adet kitap aldım zaten. MAX KİTAP'ı tercih etme sebebim kapıda nakit ödeme seçeneği olmasıydı.

http://www.kitapkolik.net ve http://www.maxkitap.com/ işbirliği ile yeni bir çekiliş var.
Çekilişin en güzel yanı ise kitabı kendimiz seçiyor olmamız.

Hadi bakalım millet. Bu çekiliş kaçmaz...



Paylaştığım kitap fotoğrafları eğer çekilişi kazanırsam almak istediklerim. Eğer yukarıdakiler içinde okuduğunuz ve tavsiye etmek istediğiniz kitap varsa yorumlarınız da belirtir misiniz?

Çünkü ben hangisini seçeceğime bir türlü karar veremiyorum da.


28 Ağustos 2012 Salı

Want The Fashion: fisheye lomography hediyemiz...


Sadece bu fotoğraf bir çok şeyi anlatmaya yetiyor...

Want The Fashion: fisheye lomography hediyemiz...: Önceki 3 çekilişimden bu yana beklenen çekilişimize gelmiş bulunmaktayız. Altın ceketi ile yeni ve etkileyici Fisheye No.2 Lomografik keşifl...

Ve final!


Benim kitaplığımın ilk Ahmet Ümit kitabı. 
Kalemini ve tarzını çok beğendim.

Aslında türk yazarların gerilim romanlarını pek okumayı tercih etmiyorum.
Bir şeyler hep eksik kalıyor sanki.

Ama Ahmet Ümit bu ön yargımı tamamen yıktı.

Başkomiser Nevzat sayesinde hop oturup hop kalktım.
Bir labirentin içine girmek gibiydi kitaba dalmak.
Tam şimdi dediğim anda başka bir cinayet daha sarıyordu sayfaları.

Esrar perdelerini açmaya çalıştıkça ürkütücü ve egzotik bir dünyaya bulaşıyorsunuz.
Bırakıp gitmek, durup beklemek arasında sıkışıyorsunuz.

Kitabın konusunu ve yazım stilini beğenince gidip bir kaç kitabını daha aldım Ahmet Ümit'in.

Şimdi ise benim gibi Ahmet Ümit kitaplarını tanımamış olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
Okuyunca ne demek istediğim çok daha iyi anlayacak bana hak vereceksiniz.






ARKASI YARIN ROMAN: Çekiliş -2

İşte yine hediye edilen kitapları beğendiğim bir çekiliş daha buldum. Çekiliş konusunda hiç şansım olmamasına rağmen (Burada ağlamaklı bir ses)

Ahmet Ümit ve Elif Şafak istiyoruummmm. Allahım lütfen olmayana da ver.



ARKASI YARIN ROMAN: Çekiliş -2: Selamlar, Bloguma düzenli izleyici çekmek adına çekilişlere devam ediyorum! 7 Eylül tarihine kadar geçerli olan bu çekilişte popüler kitapl...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Öğrenmem gerekenler

Beklentilerimi ne zaman yüksek tutmayı öğreneceğim?
Sabretmekten vazgeçip ne zaman isteyeceğim?

"Yaşanamayacak şeyler" diye kestirmeyi bırakıp yaşanması için ne zaman harekete geçeceğim?
Hayallerime ne zaman seni eklemeden uyuyacağım?

Hangi rüyalarımda senin olduğunu hatırlamak yerine gerçeklere bölüneceğim?  
Olmayan hayallerimin gerçekleşmesi için ne zaman seslenmeyi öğreneceğim?

Ben ne zaman gerçek anlamda İstemeyi Öğreneceğim?


26 Ağustos 2012 Pazar

Atıştırmalık bir Pazar günü!

Sevdicekle bu pazar gününü kalorilere ayırdık.


Yemekten çok keyif aldığımız şeylerden güzel bir demet yapıp, 


afiyetle yedik.


Bu aperatiflerin yanına güzel bir film iyi gider değil mi?


Uzun zamandır arşimiz de beklettiğimiz Angelina Jolie filmini geçte olsa izledik.

Bizden 10 puan aldı.
Angeline Jolie ve Morgan Freeman olur da kötü film çıkar mı zaten!

;)




24 Ağustos 2012 Cuma

Summer Vibe!..

Benden size!

Hafta sonunuza...


İspanya pilavı!


Ramazan geldi geleli yeni tarifler deneyemez olmuştum.
Uzun zamandır planladığım bir tarifim vardı. Tüm malzemelerini hazır etmeme rağmen yapmak için ancak fırsat buldum.


Aslında bildiğimiz Türk işi Domatesli pilav, onu İspanya usulü yapan içine biraz zencefil karıştırmak.
Ve pirinçleri kavurmuyoruz.


Ve en önemlisi servis esnasında tabağın kenarına döktüğünüz keçi boynuzu özü.
Yoğun tatlı bir tadı var.
Ve bu pilavı vazgeçilmez yapan aslında O.


Afiyet şeker olsun bana ve deneyen herkese...



22 Ağustos 2012 Çarşamba

Maria Puder Ölmedi: Çekilişim var!

Kitap çekilişi olunca hemen atladım.
Sizde atlayın diye İşte buyurun link...




Maria Puder Ölmedi: Çekilişim var!: Düşündüm düşündüm, izleyicilerim için kitaptan güzel hediye bulamadım. :) 4 kitap ve bir hediye. (Hediye paketi temsilidir. Kazanan kişin...

Bayram 3 gün Deliye hergün

Bayramla birlikte hafta sonu, alışveriş, gezinti, yemek, eğlence...

Gezimize Cumartesi günü Start verdik ve ilk olarak Büyükçekmece'de bulunan Atirus alışveriş merkezine daldık.

(Sanırım gezdiğim alışveriş merkezlerinden en çok onun süslemesini sevdim.)
Atirus ve onun manzarası
 İşte tepedeki evlerden benim oralar.
Ya da tam olarak öyle değil ama ben öyleymiş gibi izliyorum manzarayı.

Bayramın ilk günü ise soluğu Beylikdüzü Perlavista'da aldık.


Yemekten keyif aldığımız Tavuk Dünyası'nın sevdiğim tatlarından olan Barbekü soslu tavuğundan yemeden eve dönmeyeceğim için sevdicek eli mahkum ısmarlamak zorunda kaldı.


Kendisi için Çıtır tavuk aldı.
Arada paslayarak ikisinden de atıştırdık.


Bayramın ikinci günü ise Fatih Historia'daydık.
(Bu süsleme stilini de sevmiş olabilirim)



Kaç gün üst üste fast food yiyince son günü Köfteci Ramiz'in salatası ile bitirdik.


Bayramın son günü ise Kalabalık bir arkadaş gurubu toplayıp Avcılar'ı gezmeye gittik.


Önce erkekleri ektik. Malumunuz Sevdicek biraz fazla ilgileniyor akvaryum işleri ile. 
Kendileri bu arada Akvarist konumunda olduğu için havasından yanından geçilmez.

O yüzden onları bir akvaryumcuda ekip biz mağazalara vurduk kendimizi.
Akşam serinliğine kadar bir o yana bir bu yana takıldık.

Ve işte final.
3 günlük gezi sonucu bayram amaçlı amaçsız alınmış diğer herşey


















19 Ağustos 2012 Pazar

Bayramın ilk günü, ilk sabah çayı :)

Bayramın ilk günü uzun zamandır özlenilen kahvaltı yapıldı.
Demli bir çayla gün devam etti.


Sevilenlere tatlı yenmeye gidildi.
Biraz bayramlaşma, bol sohbet edildi.


Akşamında ise uzun bir yürüyüş yapıldı.
Bir kafeye uğrayıp kahve molası verildi.


Eve yorgun dönülünce geceye nargile, film ile devam edildi.


Ve tekrar iyi bayramlar dileyerek postta veda edildi.
Öpüldünüz...
:)






Şeker tadında...


Herkeslere...
Bol renkli günler.
Sıcak çikolatalı zamanlar.
Sevdiklerinizle birlikte hayırlı Bayramlar!

15 Ağustos 2012 Çarşamba

(John Verdon-Aklından Bir Sayı Tut) Sonunu bilmeden!..


Biri "Tüm gerilim romanları, ben katili hemen bulurum" mu dedi?
Yanılmış.
Yanılmışım...

Hani şöyle bir gaflette bulundum. Yazarın ilk romanı ne kadar başarılı olabilirdi ki?
Hani ben tahmin konusunda iyiyim ya. Her zaman ki gibi ilk sayfalarda anlar sonra sıkıla sıkıla bitirirdim geriye kalanları.

Öyle olmadı!
Katilin kim olduğunu okuyunca kendime gelemedim uzunca bir süre.
Bahsettiğim kişi (Usta) John Verdon. 

İlk kitapları severim aslında. Çünkü yazarın hakkında en ufak bir fikriniz bile olmaz. Asla tahmin edemezsiniz kaleminin gidişini, rotasını.

Ama ilk kez bir yazarın ilk kitabında kendimi hayal kırıklığa uğrattım. Katilin kim olduğunu sonuna kadar anlamadım. Son sayfada "Yok canım, daha neler. Katil o olamaz" dedim.
Halada kafa olarak çok dağınığım.

John Verdon- Aklından Bir Sayı Tut kitabı ile beni bozguna uğrattı.
Kafam bir yerde kalbim başka bir yerde kaldı.
Tüm cinayetleri, cesetleri, olayları birbirine karıştırdım.

Okurken ilk kitap diye değil sonunu bilemeyeceğinize emin bir serinin parçası gibi hissediyorsunuz.

Şimdi düşünüyorum da sanki biliyordum. Kitabın sonunda katile şaşıracağımı. 
Biliyordum sanki asla doğru tahmini yapamayacağımı.
Nereden biliyorum onuda bilmiyorum.
Bir şekilde biliyordum işte.

Ve bildiğim gibi oldu. Asla katilin kim olduğunu bilemedim.

İşte şimdi tekrar başlıyorum Hepinize şiddetle tavsiye ediyorum. Okumanız ve anlayamamanız dileği ile :)





14 Ağustos 2012 Salı

Saat 01:30

Gecemize boğaza karşı nargile içerek başladık.
Uykulu gözlerle güneşi karşıladık.



Ramazan, Davetler, Misafirler derken birbirimize özel hiç vakit ayıramadığımızı fark edince güneşi boğazda başbaşa karşılayalım dedik.

Ve saat 11'de Fındıklı sahiline demir attık.
Sevdiceğin nargile ile pek arası yok ama yinede benim hatrıma cappucinolu nargile ısmarladı.


İftar sonrası çay, bol sıvı ve atıştırmalıklarımız ile imsak vaktini yakaladık.
Sonra biraz güneşin doğuşunu izledik.
Ve uykulu uykulu eve dönük soluğu yatakta aldık.
Çarpan boğaz havası ile uykulara daldık.



12 Ağustos 2012 Pazar

Kalbimi biraz boşaltmaya ihtiyacım vardı!

Kendime kızdığım bir konudan sizlere bahsedeceğim.
Aslında bu gibi özel şeyleri anlatmak için sadece annemi seçen biri olarak bu bir ilk.
(Bunu yazdım özel olduğunuzu bilin diye:)

Bazen kendimi farklı konularda sınıyorum.
Böyle bir sınama anında aslında yapmak istemediğim bir şeyi kendime zorla yaptıtırken buldum.

Nasıl mı?
Şöyle ki;
Çocukluk arkadaşım diye hep kalbimin özel yerlerine koyduğum bir grup farklı insanı çok özlediğimi fark edince onların bulunduğu ortama gitmeye karar verdim.

Habersizce yanlarına sokulup sıkı sıkı sarılmak iyi gelir diye düşündüm

Ama bir anda bir şey oldu. Canımın ne kadar istediğini düşünürken onların beni hiç görmek, görüşmek istemediğini fark ettim. (Öyle olsa mutlaka ilk fırsatta ararlardı değil mi?)

Ben onları aradıkça, netten hal hatır sordukça, en ufak bir etkinlikte özel günlerinde msjlarımla yanlarında oldukça onlardan böyle bir hareket hiç gelmedi.

Hiç bir özel günüm de yanımda olmadılar.
Hiç bir şekilde bana dönmediler.

Ki çocukluk arkadaşı ne özel ne güzel bir dostluktur değil mi?
İşte bazı insanlar dostluk kavramını algılayamıyor.
Bazı insanlar çok benmerkezci Ve bazı insanlar sizin sevginizi asla hak etmiyor.

Ve asıl acı olan sizi bunu fark ettiğinizde kendinizden çok şey hatta herşeyi onlar için vermiş-feda etmiş oluyorsunuz.

Neyse işte aslında hiç ama hiç pişman olmamakla beraber hepsine sevgilerimi ve yüreğimde onlar adına kalmış son sevgi çekirdeklerimi doğan yeni güneşle birlikte gönderiyorum.

Affetmek zor kaybetmek ise en acı. Silmedim hiç birini sadece unuttum onlara olan sevgimi.
Bir zamanlar şu şu şu benim emzik arkadaşım dı diyeceğim o kocaman arkadaş grubuma en içten sevgi dileklerimle...




Bu beni biraz hafifletti sanırım.
:)
Ya da öyle olmasını umuyorum.




11 Ağustos 2012 Cumartesi

Fashionista: ÇEKİLİŞİM VAR :)

Sizi çiftinizle birlikte mantı yemeye uğurluyoruz. Hepinize Başarılar

Fashionista: ÇEKİLİŞİM VAR :): BURSALILAR BURAYA !! :)) Fatih Sultan Mehmet Bulvarı 'ndaki KATIK ANNE MUTFAĞI 'nda çift kişilik yemek kazanmak ister misiniiiiiiz ?? :)...

10 Ağustos 2012 Cuma

Dünden sonra

Alışveriş yapmak isteyen arkadaşıma eşlik etmek için onunla birlikte Fatih'e gittim.
Sevdiğim bir kaç mağazanın yerlerini göstermek ve birlikte zaman geçirmek için iyi bir fırsattı.

İlk önce Fatih'in meşhur caddelerinden biri olan Fevzi Paşa Caddesinde uzun uzun takıldık.
Alacaklarımızı aldık, siparişleri tamamladık.

Sonra aklımıza Beyazıt Meydanında Ramazan ayında kurulan Kitap fuarı geldi.
Hazır gelmişken gidip biraz gezelim dedik.



Havalandırma sistemine duyduğum hayranlıktan bahsetmeyeceğim ama sıcağı hiç hissetmeden serin serin alışverişimizi yaptık ve sanırım birazda abarttık.
10 adetten fazla kitap almışım.
:)
Ayrıntılar daha sonraki postlarda.

Sonra karnımızı doyurup, Fatih semtinin meşhur olma sebebi Çarşamba pazarına girdik.
En son 3 yıl önce gitmiştim.
Aslında pek bir şey değişmemiş.
Sadece kalite olarak tepeye vurmuşlar.


 Akşamında ise Yavuz Sultan Selim Caminin bağlı bulunduğu Çukurbostan'a gittik.


Belediye yeniden düzenlemiş.
Fatih'liler için kocaman bir alan yapmış.
Masalar, parklar, koşu yolları.
Ve Kocaman bir süs havuzu.


Tabi buraya kadar gelmişken Yavuz Sultan Selim Camiye gitmemek olmazdı.
Her yeri temizlenmiş bembeyaz olmuştu.
Biraz camiyi gezip birazda Haliç'i izledik.